Bugün Değilse Ne Zaman
Bugün Değilse Ne Zaman

 

21.yy’da teknolojinin insan hayatına bu kadar entegre olduğu ve insan hayatının kolaylaştığı bir süreçte insanlık Çin’den çıkan yeni bir virüs türü ile tanıştı. Hastalığın salgın hale gelmesi ve kolayca insandan insana bulaşabilmesi ile başta WHO’nun pandemi çağrısı üzerine ülkeler kendi önlemlerini almaya başladı. Böyle bir dönemden geçerken biz insanoğluna 1766-1834 yılları arasında yaşamış İngiliz iktisatçı Thomas Robert Malthus’un dünya nüfusunun geometrik bir şekilde artarken dünya gıdasının ise aritmetik olarak arttığını savunan tezini yeniden akıllara getirdi.

   Virüsün dünya ticaretinin önemli odaklarından biri olan Çin’in liman kenti ve ticari hacminin %58’ini kapsayan Wuhan eyaletinden yayılması çeşitli tartışmaları beraberinde getirmiştir. Virüsün biyolojik silah olarak ABD tarafından üretilip ticari rakibi Çin’e bulaştırması, ya da endüstri 4.0’ın insan hayatına entegre edilmesinin ön provası olduğu tartışmaları halen devam etmektedir.  Kapitalizmin artık kendi kendini yineleyemediği ve dünyanın yeni bir sisteme ihtiyaç duyduğu, mevcut dünya kaynaklarının insanoğlunun ihtiyacına yetişemediği için kimi çevrelerde de sosyalizm mi geliyor soruları ister istemez akıllara gelmektedir.

Bugün Değilse Ne Zaman

 Tartışmaları insanoğlunun temel yaşamsal ihtiyacı olan tarım konusundan ele alacağız, çünkü hayatta kalmanın öncelikli amacı yeterli beslenmedir. Corona virüsü dünyanın tanıştığı yeni bir salgın değil ve dünya bu salgından önce daha agresif olan veba salgınıyla 14.yy’ da tanışmış, İspanyol gribini 1918-1920’lerde tecrübe etmiş ve yine günümüze yakın olarak 2003 sars virüsünü yaşamış, en son olarak ta ebola virüsü gibi çeşitli virüslerle de mücadele etmiştir. Bu salgınlar sonucu hastalığa maruz kalan bütün ülkelerin ortak paydası yeni bir tarımsal üretim modeli olmuştur. Geçmişten ders alan medeniyetler sistemlerini ayakta tutmak için sokağa çıkarmadığı halkına kira yardımı, faturalara destek, bedava internet gibi ekonomik olarak büyük destekler vermektedir. Çünkü sosyal devlet anlayışı gerektiğinde halkın ihtiyaçlarını giderebilmektir. Önlem paketlerini açıklayan sosyal devletlere bakarak iç geçirdiğimiz bu dönemde, asıl iç geçirenler ise bu ülkelerin çiftçilerine verdiği desteklerle kendisini kıyaslayan Anadolu çiftçisidir. 

 Almanya 750 milyar euro değerinde destek paketine imza attı ve tarım bakanları Julia Klöckner ‘’Hiçbir çiftçinin mağdur olmayacaktır ve bu süreçte alman halkının umudu çiftçiler ve doktorlardır. ‘’ diye vurgulayarak çiftçisine olan güvenlerini belirtti. Fransa 306 milyar Euro’luk destek paketi açıkladı. Fransa tarım bakanı Didier Guillaume; Bütün Fransızları büyük Fransa tarım ordusuna katılmaya çağırarak 730.000 işsiz kalan Fransız vatandaşının gıda tedarikinde görev alması için çağrıda bulundu. Devamında ise Fransız halkının yeterli beslenebilmesine dikkat çekti. 

Bu örneklerin sayısını gıdasına, tarımına ve çifçisine önem veren ülkelerle zenginleşirmek mümkün. Tüm bu örneklerin yanında ülkemizin tarıma dair aldığı önlemler ne yazık ki iç açıcı değildir. Tarım Bakanımız Bekir Pakdemirli stoklarımız yeterli dese de stoklarımızın büyük kısmının ithalat ettiğimiz ürünler olduğunu hepimiz bilinen bir gerçektir.

Salgının boyutunu öngöremeyen tarım ihracatçısı  konumunda ki ülkeler kendi vatandaşlarının gıda istikbalini düşünerek ithalat kotalarında kısıtlamaya giderken tarım bakanımızın üretimi teşvik etmeyen bu sözlerini anlamlandırmak çok güç.  

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı   100 milyar liralık ekonomi paketinde ki; Konaklama vergisinin  kasım ayına kadar ötelenmesi, iç havayolu taşımacılığında KDV’nin %18 den %1 e düşürülmesi, konutlarda kredilendirilebilir miktarını %80’den % 90’a çıkartılması ve asgari peşinatı %10 ‘a düşürmek gibi salgın günlerinde halkın somut ihtiyaçlarının karşılanmadığı bir paket açıklandı.

Çiftçi bu pakete dâhil edilmedi ve yine bu süreçte tarım bakanı Bekir Pakdemirli çiftçiye 1 milyar 572 milyon 500 bin tl destek ödeneceğini sanki çiftçiye bir lütufmuş gibi sundu. Lütufmuş gibi dememizin sebebi de bu meblağın zaten çiftçiye geçen yıldan ödenmesi gereken destek primi olmasıydı. Gerçek anlamda devlet çiftçisine herhangi bir ek paket açıklamamıştır. Müteahhitlere, Turizmciye, Hava yolu şirketlerine destek primi açıklayan devlet, hayati önem taşıyan gıda tedarikçilerimiz için herhangi bir paket açıklamamıştır 

 Büyük bir buhrandan geçtiğimiz şu günlerde çiftçinin önemini sanırım ülke olarak aç kaldığımızda kavrayabileceğiz.  Ne demişti büyük önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK ; ‘’ÇİFTÇİ MİLLETİN EFENDİSİDİR’’ . Bu söz matematik gibi bir gerçektir bu bereketli Anadolu topraklarında.

Ali Küçükosmanoğlu

Ziraat Mühendisi

Dünyadan diğer haberler için tıklayınız.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz