Sadece Tarımsal Politikaları İyileştirmek Yetmeyecek!
Sadece Tarımsal Politikaları İyileştirmek Yetmeyecek!

Sadece Tarımsal Politikaları İyileştirmek Yetmeyecek !

Dünyayı etkisi altına alan Koronavirüsü çoğumuzun unuttuğu tarımın önemini bir kez daha hatırlattı. Karantina uygulanacağı haberleri ile birlikte hemen herkes marketlere koştu. Evde kalacağı günlerde aç kalmamak için ilk olarak gıda stoklamayı düşündüler. Daha sonra diğer ihtiyaçları akıllarına geldi. Hayatta kalmak için yemek gerekiyordu çünkü.

Peki tarımla uğraşan çiftçilerin sorunları ile tüm bu insanlar ne kadar alakadardı? Çiftçiler;

“ Maliyetler çok fazla, para kazanamıyoruz, ürünlerimiz elimizde kaldı satamadık, afetler geldi bir yıllık emeklerimiz boşa gitti, yağmur yağmadı kuraklık oldu” gibi bir çok sorunlarını dile getirirken kaç kişi bu sorunlara kulak kabarttı? Çoğunuz görmemezlikten geldi! Niye mi bu kadar kesin konuşuyorum?

Çiftçiler, yağmur ve  kar yağmasını, senenin kurak gitmemesini beklerken, şehirdeki insanların çoğu ne diyordu? “ Bu sene havalar ne kadar güzel gidiyor, hep böyle olsa…”

İşte bu bile çiftçiler ile dertlenmeyi beceremediğinizin kanıtıdır. Sonuçların sizi etkileyeceğini bilmenize rağmen, çiftçilerin beklentilerini göz ardı etmek çok düşündürücü değil mi?

Çiftçiler “ Emeğini biz çekiyoruz, parayı  hiçbir emek göstermeyen komisyoncular kazanıyor” dediklerinde ne yaptınız? Çarşıda, pazarda fiyatlar cebinizi yakıyordu ve sizler bunu dile getiriyordunuz! Ama çiftçilerin feryatlarına, sonuçları sizi etkilemesine rağmen hiçbir şey yapmıyordunuz? Hani birlik olmak, hani ezilmişlerin sesi olmak, yapılan haksızlıklara susmamak diye kavramlar vardı! Neden unuttunuz?

Bunları uzatabiliriz ama gerek yok! Ben size hepimizi bekleyen çok farklı bir sorundan bahsedeceğim.

Rakamlar vererek kafanızı karıştırmayacağım.Tarımın sorunlarından bahsedenler hep rakam veriyorlar zaten!

Hepimizi  bekleyen büyük tehlikeyi anlatacağım.,,

Dünyayı etkileyen virüs salgını nedeniyle, ülkelerin sınırlarını kapattığını, her türlü ihracata, ithalata yasak getirdiğini duydunuz?

Tarım ürünlerinin çoğunun ithal edildiğini de duydunuz?

Bir zamanlar Türkiye’nin tarımsal ürün bakımından kendi kendine yetebilen bir ülke olduğunu, bugün bunun hayal olduğunu da duydunuz?

Köylerden kentlere göçlerin arttığını, köylerin boş kaldığını da duydunuz?

Tarımsal alanların rant uğruna imara açıldığını,

Hayvancılığın bitme noktasına geldiğini, büyükbaş hayvan ithal edildiğini, hatta samanın dahi ithal edildiğini, hayvancılıkla uğraşan çiftçilerin para kazanmadığını, sütlerin tepki için yollar döküldüğünü,

Tarlaların ekilmediği gibi buna benzer bir çok sorunun hepsini duydunuz?

Ama bunlardan daha büyük bir sorun olduğunu biliyor musunuz?

Diyelim ki tüm bu yanlış politikalar düzeldi, ülkeyi yönetenlerin aklı başına geldi ve tarımı iyileştirmek için bir çok önlem aldı, destekler verdi.

Bunların hepsi olsa dahi, üretecek çiftçi kalmayacak çok yakında!

Tarımla uğraşan nüfus yaşlandı, gençler çiftçilikle uğraşmak istemiyor!

Köylere yatırım yapılmadığı için gençler, kendilerinin veya ailelerinin eğitim, sağlık gibi temel gereksinimlerini karşılamak adına, şehirlere göç ettiler ya da ediyorlar…

Şimdiki gençlerin çoğu rahata alıştı, bedenen çalışmak istemiyorlar…

İşin en ilginci, şehirlerde bedenen çalışıp hayatlarını kazanan gençler bile çiftçilikle uğraşmak istemiyorlar.

Ziraat fakültesinde okuyan gençlerimizin hemen hemen hepsi tarladan kaçıyor, çiftçilik yapmak gibi bir hayali yok, masa başı iş peşindeler!

Bunun altında yatan, kültürel ve sosyal nedenlerden de ötesi, üretimden uzaklaştırıcı yaşam tarzlarını benimseyip öyle yaşamaya alıştıkları için.

Çiftçilik hala teknoloji ile evlenemedi, flört ediyor!

Traktör, pulluk, mibzer ve biçerdöver kullanılmasını, “tarımda teknolojik hala gelmek” olarak yorumlanıyorsa, vay halimize!

Tarımı gelişmiş ülkelere baktığınız zaman, en üst teknolojinin tarıma adepte edildiğini görürsünüz. Yapay zeka, akıllı teknolojiler tarımla uyumlu bir şekilde ilerliyor ve  tarımda muhakkak kullanılıyor.

Gençlerimize traktöre binip tarlasını sürmek angarya geliyor. Hiç kızmayın! Onları rahata alıştıran da hep aileleri oldu. Ezilmeden, çalışmadan, üretmeden tüketmeyi öğrettiniz. Emek harcamadıkları, zorluk görmedikleri için acımasızca tüketmeyi öğrendiler! Tarımla uğraşan bu yaşlı nüfus bittiği zaman yerine ikame edeceğiniz gençler çok az,  belki hiç yok! Üstüne birde, tarımdan para kazanılmaması için uygulanan yanlış politikalar, tarımdan uzaklaşmanın tuzu biberi oluyor.

Bu nedenle ülkemizi yakın zamanda bekleyen en büyük tehlike budur!

Şehirdeki gençlerden ne kadarının ayakları toprağa,  tarlaya deyiyor? Kaç kişi küçük çocuklarını toprakla buluşturuyor?  Çoğu tarlada yürümeyi dahi bilmez!

Tarımının çok geliştiği bilinen Hollanda ne yapıyor biliyor musunuz?

Anaokulu ve ilkokulu çağındaki çocukları çiftliklere götürüp, hayvan beslemesinden tutun, tarımsal faaliyetlerde bulunmalarını sağlıyorlar. Topraktan kopmamalarını öğretiyorlar. Bizim çocuklarımızın çoğu meyvelerin marketlerde yetiştiğini zannediyor. Ekmek neden yapılıyor çoğu bilmiyor.? Abartmıyorum, test edin istiyorsanız? Etrafınızda gördüğünüz okul öncesi çocuklara sorun bakalım, kaçı bilecek?

Bu nedenle, çok yakın bir gelecekte bizi bekleyen en büyük tehlike, üretecek, çiftçilik yapacak kişi bulamayacak oluşumuz! Tarımsal politikaları iyileştirirken bunları da göz ardı etmememiz gerekiyor. Tarımı gerçek teknoloji ile buluşturmamız, aslında teknolojinin tarıma çok yakıştığını gençlerimize göstermemiz gerekiyor. Gençlerimize tarımı cazip hale getirmenin yollarını aramalıyız.

Tarım yapmayı düşünenler varsa da onlara, atadan kalma tekniklerle tarım yaptırmayalım bir zahmet. Tarımda makineleşerek teknolojiyi yakalamış olmuyorsunuz!

 

Tonguç Özcan

Ziraat Mühendisi

Gıda alanındaki yazılara ulaşmak iiçin tıklayınız.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz