Çiftçiler Düşlediğiniz Hayalleri Yaşamıyor !
Çiftçiler Düşlediğiniz Hayalleri Yaşamıyor !

Çiftçiler Düşlediğiniz Hayalleri Yaşamıyor !

Çoğunuz meslek ve iş hayatınızda, bu dünyanın en zor ve stresli işini kendinizin yaptığını düşünürsünüz! Bunaldığınızda kendinizi bir köyde ufak bir tarlada üretim yaparken hayal edersiniz! Ne güzel değil mi? Amir yok, patron yok, kimse sizden rapor beklemiyor, işçiyle uğraşma derdi yok! Ne kadar huzurlu bir yaşam değil mi sizin şartlarınıza göre?
Acaba gerçekten düşündüğünüz gibi mi?
Gelin bakalım gerçekten böylemi?
Her şeyi geride bıraktınız ve çiftçilik yapmaya karar verdiniz.
Köyde yaşamaya başladınız ve geçiminizi sağlayacak kadar bir tarla aldınız.
Doğal beslenmek maksadıyla süt, peynir ve yağ elde etmek için de birkaç inek, birkaç koyun sahibi oldunuz.
Bu sene ne ekmeye karar vereceksiniz bunu düşünmeye başladınız. Geçen sene tarlanızın bir kısmı nadasa bırakılmıştı yani boştu, bir kısmında ürün vardı. Şimdi ürün olan kısmını nadasa bırakacaksınız, boş olan kısmını yeni ekeceğiniz ürün için hazırlamaya çalışacaksınız.
Bu sene hasat edeceğiniz mahsul masraflarınız karşılamadı ve ya en iyi ihtimalle ucu ucuna denk geldi. Nadasta ki tarlanızı sürmeniz için mazota ihtiyacınız var, alet ekipman konusunda şanslıysanız bunları almak için ek bir bütçeye ihtiyacınız yok. Eğer bunlara sahip değilseniz alın size bir masraf kalemi daha!
Üyesi olduğunuz kooperatife gittiniz. Her hangi bir kooperatife üye değilseniz çiftçi dostu olduğunu söyleyen bankalara gidersiniz. Eğer nakit paranız varsa bu yollara başvurmazsınız. Nakit parası olan çiftçi iseniz, ya atadan zenginsiniz, ya piyango vurdu, ya da şehirde bayağı birikim yapıp geldiniz demektir.
Ben sizleri Türkiye’de ki genel çiftçi profilinde olduğunuzu düşüneceğim.
Kooperatifinize gittiniz, mazot desteği istediniz. Kooperatif yetkilisi kooperatife taahhüt ettiğiniz sermayenizin yetersiz olduğunu, geçen yıllardan vadesi geçen yapılandırma borcu olduğunu, yeni ürün almak için sermaye artırımına gitmeniz gerektiğini söyledi. Yani belli bir nakit para vermeniz gerekiyor ki yeni girdiler için borçlanabilesiniz! Zar zor buldunuz parayı getirdiniz. Yetkili kişi “ Mazot dışında, tohum, gübre alıp almayacağınızı”, hayvancılıkla uğraşıyorsanız “yem alıp almayacağınız” sordu. Tarım bu sadece mazot alıp tarlayı sürüp ekime hazırlamakla olmuyor. Tabi ki ekmek için tohum, gübre lazım.
“ Evet” dediniz.
Yetkili
“Bunları da alacaksanız biraz daha fazla paraya ihtiyaç var” dedi.
Hayda, hem eski borcu ödeyeceksiniz hem yeniden borçlanmak için yine para vereceksiniz.
Geçen sene beklediğiniz mahsulü alamadınız, olan mahsulünüz de para etmemişti. Maliyetlerinizi karşılayamamıştınız.
Neyse, belki bu sene her şey iyi gider, iklim istediğiniz gibi olur, ürününüz daha çok para ederse, hem geçmiş yıllardaki borcunuzu ödersiniz, hem de bu sene yapacağınız borcu ödersiniz, üstüne de yaşamınızı ikame ettirecek paranız kalır. Umut dünyası işte ne yapacaksınız.
Tüm bunları sağladınız, bismillah dediniz bu seneki üretim için hazırlanmaya başladınız.
Traktörünüzle tarlaya girip sürmeyi ve ekime hazırlamayı hayal ediyordunuz. Tarladaki ürün için gerekli olan yağmur zamanında yağmamış, o zaman yağmayan yağmur şimdi aralıksız yağmaya başlamıştı. Tarlaya giremiyorsunuz. Zaman da geçiyor! Koşullar bir ara müsait oldu, başka fırsat bulamam diye tarlanızı sürmeye başladınız. Yağmur zamansız yağdığı için tarlayı sürerken, traktörünüz daha çok güç harcadı, beklediğinizden daha çok mazot harcadınız. Mazotu şehirdekilerle aynı fiyattan kullanıyorsunuz üstelik. Onlar araçlarını şahsi ihtiyaçları için kullanıyorken, oysa siz, üretim için kullanıyordunuz. Ürettiğinizden herkes yararlanacaktı oysa! Siz üretmezseniz, insanlar o sene yiyecek ürün bulamayacak, devlette ithalat yapacaktı. Bu da ekstra döviz gideri demekti. İthalata harcanan paralar enflasyon olarak geri dönecek ve bunun sonucundan herkes etkilenecekti.
Tohum yatağı hazırlamak için birden fazla tarlaya girmeniz gerekecekken, mazot maliyeti düşsün diye yapılması gereken uygulamadan istemeye istemeye kısıtlama yolunu seçeceksiniz. Bunun yerine dekar başına atmanız gereken tohum miktarı, ve gübre miktarını arttırarak kayıplarınızı en aza indirmeyi düşüneceksiniz. Etrafınızda ki çoğu çiftçi bu yolu seçmek zorunda kalıyordu!
Toprak hazırlığı bitti, tohum alıp atacaksınız, o da ne? Bu sene alacağınız tohum fiyatları planınızın çok üstünde! Sizde bazı çiftçilerin yaptığı gibi, geçmiş senenin mahsulünden bir miktar tohumluk olarak ayırmış onu ekmeyi planladınız. Ama bu tür tohumluklar, devlet tarafından sertifikalı tohum sınıfına girmediği için tohum desteğinden yararlanılamıyordu. Destekten yararlanmak için sertifikalı tohumluk alacaksınız ama bu seferde fiyatlar ateş pahası. Bir ton buğdayı sezonunda tonunu, 900 Tl’ye sattınız, üstünden birkaç ay geçtikten sonra, sertifikalı tohumun tonuna 1600 TL istiyorlar. Destek alabilmek ve daha kaliteli ürün olsun diye paraya kıydınız, gelirinizden kıstınız, sertifikalı tohum aldınız. Yalnız tohum destekleri hemen ödenmez söyleyeyim. En iyi ihtimalle 6 ay sonra alırsanız.
Tohumu aldınız, tohumla birlikte gübre lazım. Oda ne? Gübre fiyatları da pahalanmış! Çünkü bu dönemde herkes gübre alıyor. Taban gübrelerinin hammaddesi yurtdışından geliyormuş. Gübreyi satan böyle diyor!
Yapacak bir şey yok tarlayı sürdünüz, borçlandınız, şimdi almamak olmaz. Zaten verimler son yıllarda düşük oluyor. Gübresiz ekseniz diyelim, ilkbaharda atacağınız üst gübre fiyatları da zamlanırsa ne olacak? Hep böyle olduğunu söylüyordu tecrübeli çiftçiler! Sezonda her şey zamlanıyor, bir tek hasat zamanı satacağınız ürünün fiyatı zamlanmıyordu! Demek ki onlar boşuna dertlenmiyorlarmış!
Siz şehir hayatında daha çok sıkıntıyla uğraşıyordunuz, bunlar canınızı sıkamazdı? Huzur bulacaktınız boş verin dert etmeyin. Belki bu sene iyi mahsul alırsanız, para da kazanabilirdiniz.
Tohumu gübreyi aldınız. Bunları tarlaya ekmek için yine mazota ihtiyacınız var! Siz daha önce toprak hazırlığı için mazot borçlanması yapmıştınız. Yine kooperatifinizin veya bankanın yolunu tutma vakti. Mazot zamlanmış mı? Daha bir ay öncesinde fiyat daha ucuzdu. Şehirdeyken aracınızla her gün işe gitmiyordunuz, hafta sonları gezmiyordunuz, mazottan tasarruf edebiliyordunuz, ama bu iş beklemez ki! Tarla hazırlanmış, tohum, gübre alınmış şimdi ekmeden olur mu? “Anlaşıldı, yine borçlanıp mazot alalım ve şu tarlayı ekelim bir an önce! Yine yağmur yağar falan neme lazım” demeye başladınız. Sinirlenmeyin en azından başınızda amiriniz yok, rapor bekleyen, sizi darlayan patronunuz yok değil mi? Sıkmayın canınızı huzur bulmaya gelmiştiniz köye!
Tohumun atılması için belli bir toprak sıcaklığı belli bir nem lazım. Buna toprak tavı diyorlar yöredeki çiftçiler. Havalar çok sıcak gidiyor ne olacak? Şehirdeyken bu havaları çok seviyordunuz. Ne zaman serinleyecek? Sonunda, toprak tohum ekmeye uygun dediler, nihayet ektiniz tohumu. İlkbahara kadar rahattınız! Ohhh ne güzel stres bu kadar işte. Şehirdeki hayattan daha iyi burası değil mi? İlk bahara kadar ne yapacaktınız köyde? Sosyal ortam olarak sadece köy kahvesi ve köy odası var, o da köyler boş, fazla kafa dengi genç yok ki. Hep yaşlı amcalar, teyzeler kalmış. Neyse ki uğraşacak işiniz var. Huzur ve sağlık için birkaç büyük baş birkaç ta küçük baş hayvan almıştınız ya? Onların bakımı var. Her sabah onların sağımı var, yemlemesi var, ahır temizliği var değil mi? Yem fiyatlarını görünce; “Bu hayvanlar ne kadar çok yem yiyor” diye söylenmeye başlamış buldunuz kendinizi. “ Biraz az yiyin” bile demeye başlamışsınız. “Bu yem fiyatları her ay artar mı arkadaş ya!
Sıkmayın canınızı, huzur bulmaya geldiniz buraya. Çiftçiliği bunun için seçmiştiniz. Yalnız şunu bilin, düzenli bir gelir yok, maaş kavramı yok buralarda. “Devletin yatıracağı, mazot, gübre tohum destekleri niye yatmadı ki “ diye söylenmeye başladınız. Cepte para kalmadı çünkü!
“Huzur içinde yaşarken” ilkbahar gelmiş!
Ve gübre zamanı. Bu senede kar yağmadı. Kurak gidiyor mevsim. Şehirdeyken kışın hava güzel oldumu çok mutlu oluyordunuz. Ne güzel bu sene kış yumuşak geçmişti değil mi? Hafta sonları kafelerde, alışveriş merkezlerinde, mesire alanlarında ne güzel geziyordunuz. Çiftçiliğe başladığınızda beri hiç bu kadar meteoroloji ile iç içe olmamıştınız! Sadece kar yolları kapatırsa, işe nasıl gideriz diye hava durumuna bakıyordunuz.
Gübreyi atacaksınız başka çareniz yok. pahalı mahalı artık, nasılsa borca da alıştınız! Katlanan borçlara bir yenisini ekleyerek, üst gübreyi de almak zorunda kaldınız. Mazot fiyatlarını yazmıyorum artık. Nasılsa alıştınız, hep zamlanıyordu. Daha hasat gelmeden borcunuz ne kadar çok olmuştu. O değil de bu işleri yapacak, yardım edecek kişi bile bulamıyorsunuz. 50 kilogramlık gübre çuvallarını gübre makinesine koymak çok zor oluyor.! İşçi bulmak zor ama diyelim buldunuz, o da bir maliyet! Zaten borç şimdiden aldı başını gitti. Yapacak bir şey yok, işin yürümesi için lazım. “Bu havalar ne kadar dengesiz. Uygun koşul bulamıyoruz ki gübreyi atalım. Geç kalırsan gübreleme sezonu kaçıyor, yağışlar izin vermiyor. Tarla çamurlu çamurlu girsen, ekin zarar görüyor, çamurdan dolayı daha çok mazot harcıyoruz!” diye söylenmeye başlıyorsunuz. Ama olsun, en azından amir yok başında, huzur bulacaktın çiftçilik yapınca!
Gübreden sonra yabancı ot mücadelesi diye bir şey diyorlar şimdi. Bu nereden çıktı. Neee, ilaç mı atacağız. Nasıl yani? Yine mi zamanı kaçırırsak olmuyor? “Ama iklim şartları el vermiyor!” İlaç için ayrı makine mi, yine mi mazot, ekinlere zarar vermesin diye özel lastikler mi? “Ya siz kafayı mı yediniz, bunların hepsi ateş pahası! Sonunda ne kadar ürün alacağım belli değil ki!” Hem para etmiyor diyorsunuz.
“Gerçekten etmiyormuş. Bu maliyetleri nasıl karşılayacağız?”
“Hastalık mı var? Ne olacak? Yine mi ilaç. Yine mazot! Yapmıyorum doğal olsun her şey. Hem organik hayat diye bir şey var. İlaç kullanmıyorum. O da ne? Ekinler zarar gördü!”
“Bunları yapmadık diye hasat edecek ürün yok. Bunların hepsini yapsak, ürün elde etsek dahi tüm maliyetleri nasıl karşılayalım. Hasat zamanı ürün tam para edecek, bakanlık ithalat yaptı! Hayda bizim ürünlerin fiyatı düştü. Nasıl altından kalkacağız şimdi. Ürünü bekletsek, para edince satarız. Ama kooperatif veya banka borçları istiyor. Mahsulü bekletmek ne mümkün! Hemen satalım paraya çevirelim, borçlara yatıralım bari. Neee tüm yıl o kadar uğraştım, bekledim, borçlarımı karşılamıyor mu? Seneye ne yapacağım? Nereden para bulup ekeceğim. Bir yıl ben ne yeyip içeceğim. Hani köyde yaşayarak, çiftçilik yaparak huzur bulacaktım. Ben şimdi ne yapacağım. Hiç anlattıkları gibi değilmiş!” diye diye kafayı yiyeceksiniz!
Huzur bulacağınız köy ve çiftçilik hayatı nasılmış?
Çiftçiler feryat ederken hiç onların sesini duymuyordunuz. Bu ülkede sizden daha zor şartlarda çalışan ve daha çok sıkıntı çeken bir kesim varmış. Huzuru bulabileceğinizi düşündüğünüz iş ne kadar külfetliymiş. Bunu göstermeye çalıştım. Bu sadece bir kısmı! Çiftçilerle bir konuşun bakın, daha ne çok dertleri var! Hayal bile edemezsiniz?
Çiftçiler üretimden vazgeçerse hepimiz bittik! Bu nedenle üstüne para vermeniz lazım ki üretimden vazgeçmesinler! Alışmışsınız masa başında sıcak ortamlarda, iş yapmaya, Çoğunuz bu şartlarda bir yıl bile dayanamazsınız!
Son olarak;
Rahat koltuklarında oturup, çiftçiler için karar vericilere seslenmek istiyorum.
Bir sene çiftçilik yapın, yemin ediyorum üstüne para verirsiniz ki bu insanlar çiftçilikten vazgeçmesin diye!
Bu nedenle;
Çiftçinin umudun kırmayın tam tersi baş tacı yapın! Yoksa haliniz perişan!
Benden söylemesi!

Tonguç Özcan
Ziraat Mühendisi

Diğer köşe yazıları için tıklayınız.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz