tütün meselesi
tütün meselesi

Osmanlıdan bugüne tütün meselesi , geçmişten günümüze hazin bir yara…

Tütün… Eski dünyanın Amerika kıtasında yerliler sayesinde keşfettiği, günümüzde tarım ve sanayi sektörlerinde büyük yer kaplayan, insanoğlunu kendine meftun eden ve tarihte çok kez yasaklara maruz kalmış bitki. Pandemic bir salgınla yenişmeye çalıştığımız şu günlerde insanların en çok stok yaptığı ürünlerin de başında geliyor sigara. Ekmekten sudan önce sigara stoku yapan insanları dünyanın dört bir yanında görmek mümkün. Osmanlı’nın son dönemlerinde tütün sebebiyle kan ağlamış, kurşunlanmış, aşından ekmeğinden olmuş çiftçi var bir de tütünün tarihinde. Tarihin tekerrürden ibaret olduğunu kanıtlar nitelikte bir de Türkiye Cumhuriyeti tütün çiftçisi var tabi…

Osmanlı 1875 yılında savaşların (Özellikle Kırım Savaşı) ve hususi harcamaların hazineyi boşaltması ile birlikte moratoryum(borçların ödenemediğinin açıklanması) ilan etti ve sonrasında 1881 Muharrem Kararnamesi ile Duyunu Umumiye İdaresi kuruldu. Beş ülkeden oluşuyordu; Fransa, İngiltere, Avusturya, Almanya ve İtalya.

Duyun-ı Umumiye Osmanlı’nın neredeyse tüm gerilerine el koydu, bunların başında da “tütün” geliyordu. 1883 yılında kurulan “Tütün Reji İdaresi” ülke genelinde tütün üretimi, denetlenmesi ve ticaretini tamamen kontrol altına aldı. Vergileri Duyunu Umumiye vasıtasıyla toplamak istediler, Osmanlı maliyesine ve memurlarına zerre kadar güvenleri yoktu vergi toplama görevini Osmanlı memurlarından alarak alacaklı ülkelerin kurduğu şirketin “reji” memurlarına verdiler. Filiz Dığıroğlu Trabzon Reji İdaresi adlı eserinde Osmanlı tütünleri idaresini yabancı sermayeye dayalı ilginç bir özelleştirme modeli olarak yorumlar. Kurucu kaynakları Avusturya, Almanya, İngiltere ve Fransa kökenli olup istisnasız hepsi de Rotschild ailesinin sahip ya da ortak olduğu gruplardır.

Tütün Rejisi Osmanlı Çiftçisi’nin Kanını Emiyor

Tütün rejisi Osmanlı’da tütün üreten çiftçinin kabus gibi üstüne çöktü. Osmanlı tütünü… Türk tütünü… Şark tütünü (oriental tobacco). Birçok adla anılan dünyaya nam salmış o eşsiz tütün… Çiftçinin ürettiği tütünden bir tutam dahi alma hakkı yoktu. Tütün üreticisinin rejiden ruhsat alması ve ürünü sadece onlara satması şart koşuldu. Başka alıcı bulamayan çiftçi, tütünü değerinden çok daha ucuza satmak zorunda kalıyordu. Öyle ki kendi içeceği tütünü 3 kuruşa önce Reji İdaresi ne satıp onlardan 10 kuruşa geri alıyordu. Haliyle kaçak üretim ve satış yaygınlaştı. Bu sorunla devletin kendi güvenlik güçlerinin uğraşması gerekirken Reji II. Abdülhamit’in izniyle kurduğu silahlı kolcu kuvvetiyle üreticiye zulmediyordu. Kolcular ipten kazıktan kurtulmuş cahil ve cani insanlardı. Hepsinin “vur” emri vardı. Reji idaresini oluşturan şirketlerden aldıkları hediyeler ve rüşvet sayesinde kolcular da bu emri uygulamaktan kaçınmadılar. 42 yıl süren Reji İdaresi boyunca yaklaşık 20.000 kişi öldürüldü sayısız köylüye ağır işkenceler edildi.

Kolcular gelmeden Halil’im nerelere kaçalım/Teslim olmayalım Halil’im aman kurşun saçalım

Öykülere, türkülere konu olur bu zulüm. Hepimizin çok sevdiği “Çökertme”misal… Halil Efe Reji İdaresi’nden gizli tütün ticareti yapar. Bir gönül davasında kaymakam ile ters düşünce bizzat reji kolcuları tarafından kaymakamın emriyle vurulur yaralı bedeni kaymakamlığın önüne atılır, günlerce su bile verilmez ve sonunda kolcular tarafından boğularak öldürülür tüm Bodrum yasa boğulur. Bir kez daha lanetler ederler kolculara. Ege’de, Samsun’da bu tür onlarca hikaye duymak mümkün.

Türkiye Cumhuriyeti’nde Tütüncülük

Kurtuluş mücadelesinden sonra Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı borçlarını da yüklendi Reji’den ancak 1932’de kurtulabildik. Bu tarihte tütün ve müskirat üretimi İnhisarlar Umum Müdürlüğü’ne devredildi.

Daha sonra TEKEL adını alan işletme tütün köylüsünün gelişmesine,üretimin ve bu alanda istihdamın artmasına katkı sağladı.

12 Eylül 1980 Askeri Darbesi sonrası, Türkiye yeniden yabancı şirketlerin istilasına uğradı. Özal döneminde ise; 1984’de önce yabancı sigara ithalatına başlandı. 2001’de özelleştirme kapsamına alınan TEKEL İdaresi önce içki ve tütün şirketlerine bölündü ve ilk olarak Alkollü İçkiler şirketi 292 milyon dolara Amerikalı bir şirkete satıldı. Sigara üretim şirketi ise 22.2.2008’de BAT adlı yabancı şirkete satıldı.

2000’de TEKEL 159 bin 521 ton tütün alımı yaparken, 2008’de tütün alımı 74 bin 584 tona düştü.

Bugün, bu ülkede sigara üretimi 5 yabancı şirketin elindedir!

Bitlis, Samsun ve Akhisar başta olmak üzere sigara üreten fabrikalar kapatıldı, tütün üretimi de hızla düştü. Çünkü, sigara üretiminde yabancı tütün” egemen oldu. Halk da el mahkum sarma tütüne yöneldi. Tabi bu da yabancı sigara tekellerini rahatsız etti ve hükümet üzerinde baskı kurmaya başladılar torba yasa ile tütün kanununda değişikliklere gittiler.

  1. Açıkta tütün sarma, tek ve poşet içinde sarma sigara satanlara 3 yıldan 6 aya kadar hapis cezası
  2. Üreten ile satan, satışa arz eden, nakleden ve bulunduranlara, sarmalık kırılmış tütün üreten ve satanlara 5 bin TL’den 50 bin TL’ye kadar idari para cezası
  3. Makaron veya yaprak sigara kağıdı içinde ticari amaçla kıyılmış tütün, parçalanmış tütün ya da tütün harici herhangi bir madde dolduranlara 30 bin TL’den 100 bin TL’ye kadar idari para cezası

Türk tütününün yeniden emperyalizme teslim oluşunun öyküsüdür bu.

İnsan merak ediyor kolcu kuvveti kurma imtiyazı da verecek misiniz yeniden?

Özlem Yakut

Türün ile ilgili detaylı bilgiye ulaşmak için tıklayın.

Yazarlarımızın diğer yazılarına ulaşmak için tıklayın.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz